BALBAY

11 Ara 2013

 

BALBAY

4,9  yıl,

57  ay,

228 hafta,

1710 gün,

41.040 saat,

İsterseniz dakikalara, saniyelere hiç girmeyelim!

Vee özgürlük.

 

                                                                                            ****

 

Bu zaman dilimleri  bir şey anlatmıyorsa,

Anlamanıza yardımcı olayım.

Misal,

Gidin tuvalete kilitleyin kendinizi,

Anahtarı kapının altından dışarı atın.

3 adım enine, 3 adım boyuna,

Alanınız bu.

Arkadaş yok,

Televizyon yok,

Radyo yasak,

Volta sınırlı.

Farz edin ki, tuvalet pencerenizde perde değil demir parmaklık var.

Omuzlarınızda hayali suçlar, yalancı şahitler, sahte deliller ve sizi dinlemeyen bir mahkemenin 34 yıl takdir ettiği  cezanın ağırlığı altında,

Aynı yerde yaşıyor,

Aynı yerde hacetinizi gideriyorsunuz.

Gelen yemek berbat,

Aç kalmamak için yemeğinizi pişirmek, bulaşığını yıkamak zorundasınız.

2 aylık bıraktığınız bebenizi göremeyeceğinizi düşleyin,

Ailenizle belli günlerde, belli kurallarda demir parmaklıklar arasında görüşebileceğinizi hayal edin,

Saymaya başlayın,

Geçmek  bilmez,

Saniyeleri,

Dakikaları,

Saatleri.

Ötesine girmiyorum,

Neler hissediyorsunuz?

Sanal hali dahi berbat değil mi?

Yaaa, bir de 4.9 yılı düşünün!

 

                                                                                         ****

 

Dün gazetelerde bir fotoğraf vardı.

Balbay 5 yıllık esaret sonrası evine koşmuş,

2 aylık bıraktığı bebesi bugün 5 yaşında,

Kapıda kolları açılmış birbirlerine koşuyorlar.

Yılın fotoğrafı olacak o karede,

5 yıllık esirlik unutulmuş!

Mutluluğun,

Özgürlüğün doyulmaz tadı, keyfi görüntülenmiş !

 

                                                                                         ****

 

3 adım enine, 3 adım boyuna dediğim hücrede,

4 yıl 9 ay tutuklu kal,

O sürede sayısız mahkemelerde kahrol,

Hiçbir delilin, şahidin, savunman dikkate alınmasın,

Hukuk , adalet bir kenara koyulsun, bir yerlerde yazılmış senaryo uygulansın,

34 yıla mahkum ol.

Sonra bir dilekçe var,

Serbest kal,

4 yıl 9 ay ve dahi 34 yıl neden o zaman?

 

                                                                                             ****

 

Aynı senaryo içinde Balbay benzeri yüzlercesi  var demir parmaklıklar arkasında,

Yıllar, yıllar mahkumiyet ve müebbet cezası olanlar var.

Özgürlükleri belki bir beyaz kağıt üzerine yazılacak birkaç cümleye bağlı,

Yaklaşık 5 yıldır özgürlüklerinin yitirildiğini, mahkeme sürecinde bir senaryo uygulandığını, Kin , intikam, nefret, öç alma ve rövanşizm  içeren süreçte olan biten rezilliği fark edemeyen hukuk adamlarımız,

Basit bir dilekçeye bakıyorlar,

5 yıldır göremedikleri rezilliği,

O üç, beş satırlık kağıt üzerinde şıppadanak görüyorlar!

Anında , “Tahliyesine ve 5 bin lira tazminat ödenmesine” karar veriyorlar.

Elinden alınmış özgürlüğün her gününe biçilen bedel, 2 lira 79 kuruş .

Bunun adına da “adalet” diyorlar!            

 

 

                                                                                            ****

 

Değinmeden geçemeyeceğim bir rezillik  daha var.

Dün,

“Milletvekili yapacak adam bulamadınız da onları hapisten çıkarmak için mi aday gösterdiniz?” diye soranlar,

Bugün,

Anayasa Mahkemesi kararı ardından,

“Bir dakika bile orada olmamalılar” arsızlığındalar!

Buna ne denir?

Ben buraya yazsam olmaz,

Ama olurunu da, uyarını da  sizler biliyorsunuz.

 

                                                                                              ****

Bir basit dilekçeyle , “Tahliyesine”

Kısaca , “Pardon”!

Gözleri  geride kalan 5 yılı görmeyen, özgürlüklerin kısıtlandığı gün başına 2 lira 79 kuruş ödenmesini takdir eden Adalet düzeni  basit bir “Pardon”la  kendini aklayamaz