ASRIN ACELESİ !

01 Kas 2013

ASRIN  ACELESİ !

Emir gelmiş,

“Cumhuriyetin 90.ncı yılına yetişecek” denilmiş,

O kadar ki,

29 Ekime kadar yetişmezse 8 yönetici intihar edeceklerine dair belgeyi kanlarıyla imzalamışlar.

Verilen korku bu düzeyde!

Yetişmiş mi?

Ee , korku dağları bekleyince,

Yetişmiş!

 

                                                                                       ****

 

Adı, “Asrın Projesi” konulmuş,

Büyük tantanalarla açılmış,

Proje önceki hükümetlere ait olsa da,

“Ecdat hayal etti, biz onların hayallerini gerçekleştirdik”  süslemesi yapılmış.

Cumhurbaşkanıyla Başbakan kürsüde kötü bir müsamere sergilemişler,

“15 Gün bedava olsun” demişler.

Veee halka açılmış!

Hani yukarıda, “Yetişmiş mi?” diye sorup,

Kendi kendime “Yetişmiş” cevabının veriyorum ya,

Yetişmiş ama bakın nasıl yetişmiş!

 

                                                                                        ****

 

İlk gün, ilk sefer,

Denizin fersah fersah altında,

Duruvermiş tren!

Durmakla kalmamış kapılar da açılmamış,

Yarım saat sonra kapılar açıldığında,

Yolcular trenden inip bir ilk yaşamışlar,

Yürüyerek aydınlığa çıkmışlar!

“Trenle 4 dakika boğazı geçiyoruz” sloganı,

“Tabanvayla 40 dakikada boğaz geçiyoruza” dönüşünce,

Boğazı yürüyerek geçme hayalken  gerçek olmuş!

Diyeceksiniz ki, ne var bunda ilk günlerde bunlar olur.

Eyvallah , elbette olur,

Olur da,

Olmaması gerekenler de var!

 

                                                                                                   ****

 

Olmaması gerekenin ağa babası şu.

Halkın cebinden 4 milyar dolar harcayıp,

“Asrın Projesini yaptım” diyorsan,

“Günde 1 milyon kişiyi taşıyacağız” buyuruyorsan,

Dev bir mühendislik harikasından bahsediyorsan,

Elektriğini şehir şebekesinden araklamayacaksınız!

O projeye özel bir hat olacak ,

Hatta, bir de yedeği bulunacak.

 

                                                                                        ****

 

Beleşçi taifesi beleş diye zorla tutuldukları evlerinden çıkıp trene doluşunca,

Ne kapılar açılmış,

Ne de şehir elektriği dayanmış,

Kesilivermiş tünel ortasında,

Tren de duruvermiş.

Kapılar da açılmayınca,

Denizin 70 metre altında panik yaşanmış.

Hani Ulaştırma Bakanı,

“Elektriğini şehir şebekesinden alıyoruz , rutin bir elektrik kesilmesi “ demese,

İnanmam mümkün değildi.

Bir başkası söylese, “Benimle dalgamı geçiyorsunuz öyle bir projenin elektriği şehir şebekesinden alınır mı ?” diye çıkışırdım.

Bu cümleyi bir Bakanın ağzından duyunca dondum kaldım.

 

                                                                                         ****

 

Beleş olunca,

Elektrik kesilmeleriyle,

Açılmayan kapılarıyla,

Gün içinde 300 bin kişi karşıdan karşıya geçmiş.

Bir yolcu,

“Uçuyorum sandım tam 6 defa gittim geldim” diyor.

Ama Usta elektrik kesilmelerini kabul etmiyor,

Sabote ediliyoruz demeye getirerek,

“Bazı kişiler imdat butonlarına kasten basıyorlar” iddiasında.

Görmediği muhakkak,

Kulağına fısıldandığı büyük olasılık!

Hat sadece Üsküdar – Yenikapı arasında açık.

Verilen bilgilere göre diğer hatlarda ray bile döşenmiş değil.

Rivayete göre “Sinyalizasyonu” da hazır değil.

 

                                                                                                 ****

 

Böylesi büyük projelerde beklenmeyen sorunlar olabilir endişesiyle,

O muhtemel sorunları en aza indirmek için defalarca deneme seferleri yapılır,

Çeşitli testlere tabi tutulur,

Olası kazalarda neler yapılacağına dair kurtarma tatbikatları yapılır.

Emin olunca da, halka açılır.

Netice de taşıdığınız insan,

Maazallah neler olmaz ki!

Sorunlar önce sosyal medyada,

Sonra Ulusal medyada yer alınca,

Tüp geçit ve istasyonlarının basına kapatılması da,

“Asrın ayıbıdır!”

Hatta, Ustadan medyaya fırça dahi var.

“Bunları yazmak için o istasyonlarda bekleşiyorsunuz!”

Sorayım o zaman Ustaya,

“Daha ilk seferde , elektrik kesilmesi, kapıların açılmaması, insanları denizin altından yürüyerek panik halinde aydınlığa çıkmaları haberin bombasıyken nerede olacaklardı?”

Bir soru daha sorayım,

“Sizin aceleniz neydi peki?”

İşi aceleye getirip bu tür hoş olmayan sorunlar yaşarsanız,

Bu projenin adı, “Asrın Projesi” değil,

“Asrın Acelesi” olur be Usta!

 

                                                                                                 ****

Hatırlarsınız,

Metrobüs de ilk açıldığında aceleye getirilmişti.

Yine yaklaşan bir seçim öncesiydi.

Hollanda caddelerinden alel acele toplanan Metrobüslerde hala Hollanda durak isimleri vardı.

Şoförlerin eğitimleri bitmediğinden bir süre Hollandalı şoförler kullanmıştı.

“Merter de inecek var” denildiğinde bön, bön bakıyordu!

Dahası otobüsler servise girdikleri gün kapılarının durak tarafında olmadığı fark edilince kapıların değil ,  iniş platformlarının yerleri değiştirilmişti.

İlk seferde o hayli uzunca olan otobüslerin gittikleri yolda dönemedikleri görülünce seferler durdurulmuştu.

Giden metrobüs dönemeyip gittiği yerde kalınca,

Yine aceleyle geçici dönüş platformları yapıldı ki dönebilsinler.

Bir süre sonra yokuşlarda tıkandıkları görüldü.

Düz ülkeye göre yapılan Metrobüsler İstanbul’un yokuşlarında çuvallamışlardı.

Çuvallayınca da yolcular tüp geçit treni misali yollara düşmüşlerdi.

Metrobüs için yapılan yollar onlara özel değildi.

E-5 olarak bilinen yolun ortası çalınmış,

E-5 yolu, E-2.5 olmuş,

Metrobüs yolu açılmıştı ama,

Normal kara yolunda araç trafiğinin içine edilmişti.

Bütün bu sıkıntıların nedeni,

Yine , Seçim Acelesiydi!

 

                                                                                               ****

Hizmetin içine,

Siyaseti sokup,

Halkın parasıyla halka hava atma pahasına,

Böylesi hem gülünecek, hem ağlanacak tuhaflıklar da kaçınılmaz oluyor.

Asrın Projesi denilerek süslenen de böyle,

Metrobüs de böyle.

Şimdi başka projeler var ufuk da,

Boğaz’ın pabucunu dama atacak İstanbul’un Avrupa yakasını yarımada haline getirecek,

“Çılgın Proje” var.

Dünyanın en büyük “Hava Limanı Projesi” var,

“Nükleer Santral” var,

Boğazın altından bir “Tüp Karayolu Projesi” var.

Umarım,

Siyasi ihtiyaçtan aceleye getirip,

Halkımıza, “Asrın acelelerini ve ecellerini” yaşatmazlar!