ALTIN İHRACATINDAKİ SIR ?

23 Ara 2013

Günlerdir “Cumhuriyet Tarihinin Yolsuzluk ve Rüşvet” dosyasıyla halvet olduk gidiyoruz.

Göz altına alınmalar, tutuklamalar, serbest bırakılmalar, görev değişiklikleri, sürgüne gönderilmeler, usulsüz tayinler gırla gidiyor.

Bu karmaşa içerinde bir konu var ki her şey onun etrafında dönüyor.

“Altın İhracatı!”

Rakamlar uçuk,  87 milyar dolarlardan falan bahsediliyor,

Bu  ihracatı yapabilmek için rakamlarını telaffuz etmekte zorlandığımız rüşvetlerden, kara para aklamalarından, usulsüz transferlerden bahsediliyor.

Peki, bu kadar  devasa rakamlardan bahsediliyor da biz bu rakamları İhracat verileri içerisinde neden göremiyoruz?

Öyle ya,

Bir ürün İhraç ediliyorsa İhracatçı Birlikleri kayıtlarında, TİM kayıtlarında, DTM kayıtlarında ve dahi TÜİK kayıtlarında görebilmeliyiz!

Hayır göremezsiniz!

Göremezsiniz çünkü bu konuda bir kanun var.

Şaşırdınız değil mi?

 

                                                                                              ****

 

Merakınızı hemen gidereyim.

2009 yılı, o sırada Referans Gazetesi ekonomi yazarıyım.

Uzmanlığım Dış Ticaret.

İhracat verilerini gün be gün takip ediyorum.

Ama açıklanan veriler İhracatçı Birliklerinde , TİM de, Dış Ticaret Müsteşarlığında, Gümrük Müsteşarlığında ve TÜİK de farklı çıkıyor.

En yüksek meblağ TÜİK de ama,

Açıklamaları çok komik,

“2 milyar dolar kaynağı belirsiz, ihracat!”

Bu farklar yüzde 2 ya da 3 gibi olsa sorun değil ama bu kez çok daha büyük.

Araştırmaya değer bir konu,

Araştırıyorum, 2009 yılı Mayıs ayı başı ve Nisan ayın verilerinde 4.5 milyar dolar İşlenmemiş Kıymetli maden ( Külçe Altın) İhracatı rakamına ulaşıyorum.

Gelin görün ki , bu veri “Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçı Birlikleri” Kayıtlarında yok!

Oysa,

Tüm ihracatçıların ihracat ürünlerini bağlı oldukları ihracatçı Birliğine kayıt ettirmeleri zorunlu.

Zorunlu ama Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçı Birlikleri Nisan 2009 ayın sonu itibariyle sadece  220.066 milyon dolarlık ihracat var.

Eee nerede 4.5 milyar dolar?

Araştırmaya değer, ilgililerle sohbet, muhabbet derken görevli bana bir Resmi Gazete uzatıyor ve “Al bu Resmi Gazeteyi incele cevabı orada bulacaksın” diyor.

Resmi Gazete 18 Ağustos 1984 tarihli ve aradığım cevap orada.

“Türk Parasını Korumaya esas 32 sayılı karar 7. Maddesi “A” bendinde aynen şöyle yazıyor.

“İşlenmemiş kıymetli madenlerin İthal ve İhracatlarında İthalat ve İhracata dair  rejim , karar ve yönetmelik uygulanmaz ve bu işlemler sadece ilgili gümrük idarelerince kayda alınır”

Yani, “Atış Serbest!”

 

                                                                                     ****

 

Konu hayli ilginç.

Bu yasa bugünkü mevcut iktidarın ürünü değil ama meyvelerini mevcut iktidar topluyor.

İşlenmemiş kıymetli maden İhracatı bu minvalde kafasına göre takılırken sıkışıldığında İhracat verilerini süslemek için  kaynak olarak kullanılmaya başlanıyor.

Bu konudaki ilk yazımı 7 Mayısta Referans gazetesinde yazıyor ve “Şaibelere  açık” bu konuya ilgili bakanların el atmalarını istiyorum.

Ertesi sabah ilgili bakan telefonla kibarca “Bu konuya değinmemem ricasında bulunuyor”

Daha sonra 7 Eylül 2009 da aynı konuda 2. Yazımı yazıyorum.

“Bu kara para aklamadan tutun, kaçakçılığa , gri paraya, hayali ihracata, varacak kadar geniş bir alanda ciddi yolsuzluklara gebe durumdur, engellenmelidir” diyorum.

Sen misin diyen!

2009 yılı 31 Aralık günü ihracat verilerine ihracat yapan 24 sektöre  25.nci sektör  ekleniyor.

“İhracatı Kayda Tabi Olmayan Maddeler sektörü ve ihracatı 5.5 milyar dolar!”

4 Mart 2010  günü 3. yazımı yazıyor ve  yazımı “Artık şaibe dozunu da, İhracat verilerini şişirmeyi de aşarak başka kulvarlara girmiş olan bu konuya umarım sayın bakan Çağlayan bir el atarak netlik getirecektir” şeklinde bitiriyorum.

Sonraki yıllarda “Altın ihracatı” adı altında ihracat verilerinin şişirildiğini sizler de biliyorsunuz.

Son 3 yıldır gazetelere konu olan bu tür haberleri kimsenin dikkate almadığı da bir gerçek!

İran Ambargosuyla doruğa çıkan sözde ihracatların, kara para aklama operasyonlarının, yolsuzlukların, rüşvetlerin menşeinin 18 Ağustos 1984 tarihli resmi gazetedeki kanun olması ve bavul dolusu külçe altınların  gümrüklerden bu kadar rahatlıkla geçmesini sağlayan en önemli etkendir.

“Nasılsa yasası var” diyerek Kontrolünün  olmaması , ambargoyu delme çabaları da böylesi devasa rakamların dillendirilmesine neden olmuş , yazılarımda değindiğim Şaibeler ses hızını dahi geçmiş!

Hükümet, ne Birleşmiş Milletler ne de ABD ambargosunu takmış ve bu garip ihracat gelmiş adı “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Yolsuzluğu ve Rüşvetleri” isimli dosyaya konu olmuş!

 

                                                                                     ****

 

Biliyorum şimdi İhracatımız ne kadar şişirildi? diye merak etmektesiniz.

Tahminimce , 2009 dan bu yana yıl sonu verilerine göre kayda giren toplamda yaklaşık 17 -20 milyar dolar aralığında olmalı.

Ama “Doğal gaz bedeli ödemesi” adı altındaki rakamlar meçhul.

Operasyonda dillendirilen 87 milyar dolar meblağa ve doğurduğu  200 milyon TL rüşvet rakamına bakılırsa,

Uuufff ki uufff !

Tam , “Uuuf “ çektiğim an gözüm gazetedeki ifadelere ilişiyor.

Reza Zarrap denilen mucize iş adamı (!) polise verdiği ifadede “2012 yılında 20 milyar dolarlık altın ihracatı yaptığımızı tahmin ediyorum” demiş.( 22 Aralık 2013 Milliyet)

Sadece 2012 de 20 milyar dolar haa?

Hem de kaynağından bir açıklama!

Ve hiçbir yerde kaydı , kuydu yok.

Gümrüklerde de mi yok?

Orada da yoksa ,

“UUUUUuuuuuuuf ki Uuuuuuf !