ADALET YÜRÜYÜŞÜ

15 Haz 2017

Başlığı tuhaf bulup bulmadığınızı bilmiyorum,

Günümüzde yaşananlara bakılırsa bir yerlerde ama nerede?

Ya da yok !

Bir zamanlar adı önce “Paralel” konulan, 15 Temmuz kalkışması sonrası “FETÖ” denilen 14 yıldır beslenmiş bela hem iktidar partisi ve hem de “Yetmez ama evet” diyenlerin desteğiyle Hukuk alanına hakimdi.

Vesayetleri altındaki Yargı dilediği gibi hareket ediyor Milli Orduyu da, Emniyeti de, yargıyı da vesayeti altına alıyordu.

Bu çabada yalnız değildi.

Uyduruk ihbarcıların, yalancı şahitlerin, dandik delillerin oluşturduğu kumpaslar sözde mahkemelerde hukuk arıyor, bu davaların savcılığına da zamanın başbakanı soyunuyordu.

*

Gün geldi o dönemin iktidarının beslediği karga gözlerini oymaya başladı.

Önce MİT Müsteşarını alma çabası, sonra 17/25 Aralık girişimi ve nihayet 15 Temmuz kalkışması Türkiye pastasının paylaşılma kavgasını başlattı.

Bu kavga 249 cana mal oldu ammaaa,

Meydan o kargayı besleyenlere kaldı.

Sonuç; 14 yıldır belediklerini kast eden şu cümlelerle anlam buldu.

“Ne istedinizse verdik ne istedinizse yaptık – Kandırıldık, aldatıldık , Allah bizi affetsin”

Büyük bir suçun itirafı değerinde olan bu cümle sonrası hukuk devreye girip “Gel bakalım buraya” diyecekken o  alanda ciddi bir değişim oldu.

“Paralel hukuk” gitti, benzer bir başka “Paralel Hukuk” geldi !

Yargıda “FETÖ’cü” denilen kadrolar bir nebze temizlendi ama yerlerine öncekilerden hiçbir farkı olmayan bir başka vesayet geldi.

O vesayet her alanda FETÖ’cü bulur ve tutuklarken siyaset alanında ne hikmetse bir kişi dahi bulamadı.

*

Şöyle olan bitenlere bakıyorum,

15 Temmuz önceki hukuk neyse bugünkü karbon kopyası..

Sadece aktörler değişmiş,

Kanun, yasa, gelenek, görenek, içtihat bir yana konulmuş, siyaset yargı üzerine hakim olmuş yasaları değil bildiğini okuyor.

Zaten yapılan anketler de bunu doğruluyor.

Paralel döneminde , “Güvenilir devlet kurumları hangisidir?” başlıklı araştırmada yargının aldığı not yüzde 30 idi.

Bugün de aynı..

Kısaca OHAL ortamının da verdiği imkanla “Yok aslında birbirlerinden farkları”

*

Neden bu yoruma girdim?

Biliyorsunuz bir süredir “FETÖ’ ye karşı yazılar yazan, karikatürler çizen, yorumlar yapan gazeteciler ilginçtir “FETÖ’cü” suçlamasıyla hapislerde süründürülüyorlar.

FETÖ’cü bahanesiyle OHAL şartlarında muhalefet yapan herkes ve Atatürkçü zihniyet de bir suç uydurularak gözaltı ve sonrasında tutuklanma işlemleriyle karşı karşıya kalıyor.

Dün de gazeteci kökenli CHP Milletvekili Enis Berberoğlu kamuoyunda “MİT  Tırları davası” olarak bilinen dava sonucunda “Askeri ve siyasal casusluk ve vatan hainliği” suçuyla önce müebbet hapse mahkum edildi sonra da yapılan indirimle 25 yıla mahkum edilerek tutuklandı.

*

“Milletvekili nasıl tutuklanır?” şeklinde soranları bilgilendireyim.

“Dokunulmazlığı olan Milletvekili tutuklanamıyor”

Bunu biliyoruz.

Ancak belki bilmediğiniz ya da unuttuğunuz bir başka durum var.

Bir yıl kadar önce Mecliste hakkında fezleke olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması oylanmıştı. Bu dokunulmazlıkların kaldırılması isteği aslında Teröre destek verme iddialarıyla suçlanan HDP’li milletvekillerini hedefliyordu ama Kılıçdaroğlu HDP’yi destekliyor görünmemek için bu oylamaya destek verdi ve kendisi dahil bir çok CHP’li milletvekilinin dokunulmazlıkları kaldırıldı.

Kılıçdaroğlu’nun yanılgısı hukuk  ve yargı alanının FETÖ’cü zihniyetten kurtulduğunu sanmasıydı.

Bu tavrı yeni hukuk alanına güvendiğini göstermesi anlamında olumlu bir yaklaşımdı ama Kılıçdaroğlu yeni hukuk sisteminin öncekinden daha da beter bir vesayet altına girdiğini dün anlayacaktı.

Enis Berberoğlu’nun Yargıtay’a itiraz hakkını dahi kullanamadan “Güçlü kaçma tehlikesi var” gerekçesiyle anında tutuklanarak cezaevine götürülmesinden sonra  fark etti ki FETÖ adaletinden daha beteriyle karşı karşıyaydı ülke.

Yanıldığını hatta kandırıldığının o an da anlayan Kılıçdaroğlu’nun ilk tepkisi “Bu CHP’ye karşı yapılmış bir hukuksuzluktur” diyerek protesto olarak Ankara’dan İstanbul’a sürecek uzun bir “Adalet yürüyüşü” başlattı.

*

Evet bu yürüyüşün teması “Adalet”

O, 430 kilometrelik yolda aradıkları hukuku ve  adaleti bulabilecekler mi?

Katılımcı çok olacak mı?

Geçmekte oldukları illerin Valileri bu yürüyüşü engelleyecekler mi?

Engellemedikleri halde tek adama hesap verir hale gelecekler mi?

*

Bu  yürüyüş adalet arayanları umutlandıracak,

Güzergahtaki valileri telaşlandıracak,

Hükümeti meraklandıracak,

Saraya, laf söyleyeme fırsatı verecek.

İlgiyle izliyoruz.

 

KATAR  MUAMMASI

 

İzole edilmiş durumda,

Nefes alacak küçük bir delik dahi bırakılmamış.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere onu takip eden 9 ülke daha 10 bin kilometre uzaktan gaza getirilmiş.

*

“Ben her gün taze süt içerim” diyen zengini 60 uçakla taa Amerika’dan 4 bin inek getiriyor.

*

Emiri başına bela açan ülkeden 12 milyar dolar ödeyerek 15 savaş uçağı alıyor.

*

Biri de buralarda “ben Katar’a kefilim” diye bağırıp duruyor!