AB ve VİZESİZLİK !

07 Ara 2013

Usta bu ayın 16’sında bir müjde (!) açıklayacağını söyledi dün.

Bu müjde büyük İhtimalle VİZE kandırmacası olacak!

Şimdi koltuklarınızı dikleştirin , kemerlerinizi bağlayın, arkanıza yaslanın bakalım bu müjdeli (!) haber neymiş, önce benden okuyun!

 

                                                                                ****

 

Birkaç gündür özellikle gündemde tutulmaya çalışılıyor,

Dış İşleri Bakanı “AB’ne 3.5 yıl sonra vizesiz seyahat olabilir” diyor.

Dikkat ediniz Bakanın ifadesi, “OLABİLİR” şeklinde,

Yani, o da emin değil!

AB’den sorumlu Baş Müzakereci Bakan twitter’de tweet atıp gelen tweet’lere cevap vermekten vakit bulamadığından olsa gerek,

Dış İşleri Bakanı da kavga edecek komşu kalmayınca bir ara Brüksel’e uğramış.

“Şu vize konusunda biraz muhabbet edelim de seçim öncesi kamu oyumuza oyalanacağı bir malzeme verelim” şeklinde düşünmüş olmalı.

Olmalı diyorum, çünkü yukarıda yazdığım gibi 3.5 yıl sonra vizenin kalkacağından kendisi de pek emin değil ve onun için ihtiyatlı konuşuyor.

Peki bu vizesizlik olayının tamamı basına yansıdı mı , perde arkası nedir?

 

                                                                                            ****

 

Vize ile Türk halkının seyahat özgürlüğünün engellendiği,  aşağılandığı, küçümsendiği, serbest ticaretine mani olunduğu, çifte standart uygulandığı ve Üçüncü ülke vatandaşı muamelesi yapıldığı bir acı gerçek.

AB’nin tam üyelik vermeden vizesiz seyahate kendince bir çok nedenden dolayı izin vermeyeceği de bir başka gerçek.

Ne oldu da bayram değil, seyran değilken Vize konusu gündeme geldi?

AB Türkiye sınırlarından, kaçak olarak Birlik sınırlarına yılda 300 bin göçmenin girdiğinden yıllardır şikayet eder durur.

“Bunları önle, önlemezsen karşı tedbir alacağım” diyerek de tehdit eder.

Yunanistan sınır kaçaklarını önleyebilmek amacıyla sınırımıza duvar örmeye kalkar!

Bu konuda 4 yıl müzakeresi süren 3.5 yıldır da buzlukta bekletilen bir anlaşma vardı.

Anlaşma, “Türkiye üzerinden AB sınırlarına giren Üçüncü ülke kökenli kaçak göçmenlerin Türkiye tarafından geri alınmasıyla” ilgiliydi.

Türkiye anlaşmaya bir paraf koymuştu.

Parafta , “Türkiye vatandaşlarının vize muafiyetlerinin önü açıldığında biz de bunu uygularız” denilmekteydi.

Bu paraf AB yetkililerince kabul görmedi.

Üstelik , Vize kolaylığı beklenirken şartlar daha da arttırıldı.

Böylece 4 yıl müzakere süreci , 3.5 yıl bekleme süreci, 2 yıl da imza için karar verme süreci, dahil toplam 9.5 yıl heba edildi gitti.

Egemen Bağış’ın gerekçesi de şuydu; “Vize kolaylığını kabul etseydik iş orada kalırdı!”

 

                                                                                           ****

 

Dış İşleri Bakanının geçen hafta Brükselde yaptığı toplantının konusu şu:  “Vize Müzakerelerine başlayalım, kolaylıkların adını koyalım”

İlk toplantının , 16 Aralıkta Ankara’da yapılması karara bağlandı ve bu konu basına “AB’ne 3.5 yıl sonra vizesiz seyahat” başlığında sunuldu!

Biliyorum şu an, “Madem Vize kolaylıklarını kabul edecektik neden 9.5 yıl kaybettik?” diye sormaktasınız.

Yerden göğe kadar haklısınız.

Brüksel’de başlayan, Ankara’ya pas edilen diyalogun  basına pek yansıtılmayan çok önemli bir şartı var.

O’da şu: “Geri Kabul Anlaşması denilen anlaşma ile Türkiye sınırlarından AB sınırlarına kaçak geçen üçüncü ülke kaynaklı göçmenlerin Türkiye tarafından geri kabul edilmesi şartı bu”

Düşünün, yılda 300 bin kaçak göçmenin deniz ve kara sınırlarımızdan AB sınırlarından sızarak AB topraklarında kaçak göçek yaşam kavgası verenleri şimdi geri alırsak AB Türk vatandaşlarına vize kolaylığı sağlayabilecek!

“Vize kalkıyor” şeklinde süslenen müjde bu!

Deniz yolu ile her yıl Yunanistan’a 15 bin kaçağın geçtiğini, yılda 300 bin kaçağın 30 bininin yakalanarak Türkiye’ye iade edildiğini, iade edilenlerin “Geri Kabul Merkezleri” adı altında kurulan alanlarda idame edildiklerini , ayrıca Yunanistan’daki kamplarda bulunan ve sayıları bilenemeyen göçmenlerin de iade edileceklerini , aynı geri kabul merkezlerine alınacaklarını ve  bunların maliyetlerinin Türkiye’ye yılda 1.2 milyar Euro’ya mal olacağını, AB’nin belki 100 milyon Euro katkıda bulunabileceğini de lütfen bir kenara not ediniz.

İşte , “Vize kolaylığı şartını kabul etseydik üzerimize kalırdı” şeklinde ahkam kesenlerin kaybedilen 9.5 yıl sonunda kabul ettikleri anlaşma bu.

Sanırım şimdi Dış İşleri Bakanının “AB’ne vizesiz seyahat OLABİLİR” diyerek neden ihtiyatlı konuştuğunu daha iyi anlamaya başladınız.

 

                                                                                     ****

 

Sınırlarımız yol geçen hanı.

Girerken de , çıkarken de öyle.

Bunu dünya alem biliyor ve rotalarını Türkiye’ye çeviriyorlar.

Ortadoğu , Afganistan ve Afrika kökenli kaçakların Türkiye de bir süre bekledikten sonra kara ve deniz sınırlarımızdan  AB’ne kapağı atmaya çalıştıkları da bir gerçek.

Kapağı atamayanların canlarını kaybettikleri de bir başka gerçek!

Atanların da, atamayanların da Türkiye’ye uygulanan vize şartlarını ağırlaştırdıkları da bir başka gerçek.

Ülkemizdeki bekleme sürecinde çok kötü şartlarda yaşadıkları ve kaçak işçi olarak çalıştıkları da bir gerçek.

Ülkemize davet edilen ve niyetleri AB’ne tüymek olan Suriyeliler ise işin bonusu!

Şimdi gelelim, “zurnanın zırt” dediği yere.

Böyle bir tablodaki Türkiye yi AB “Geri Kabul Anlaşması gereği 3.5 yıl süreyle denetleyecek”.

Süreç sonunda anlaşmanın gereği gibi uygulanıp uygulanmadığına karar verecek. Eğer olumlu sonuç alırsa Türkiye’ye vize kolaylığı getirecek!

Dikkat ediniz vizeyi kaldırmayacak, sadece kolaylık getirecek!

Yaaa!

Hani , “Ölme eşeğim ölme yonca bitende yersin” şeklinde bir atasözümüz vardır ya aynen öyle.

Ama konu son bir haftadır kamuoyuna nasıl sunuldu?

“AB’ne vize 3.5 yıl içinde vize kalkıyor, 3,5 Yıl sonunda vizesiz seyahat!”

“AB’ne vizeler kalkıyor - Anneciğim Türkler Geliyor” diyen Avrupa’da şimdi “Çok Harcayan Türkler Geliyor” heyecanı var, çok harcayan Türkler AB krizine yardımcı olacaklar”

Tüm yandaş basın böyle yazıp , böyle çizip , böyle göstermedi mi?

Kürsülere çıkılıp bu palavra atılmadı mı?

Yukarıda yazdığım detaylarından bahseden oldu mu?

Baş Müzakerece bakan Tweet atmaktan vakit bulduğunda konuyu allayıp pullayıp üstün bir başları gibi sunmadı mı?

Olan bitenden habersiz kamuoyu umutlanmadı mı?

Şimdi soruyorum sizlere,

“Allahaşkına VİZE mavrasının neresi doğru ve ülke vatandaşına faydası ne?

Bu haber büyük ihtimalle 16 Aralıkta Usta tarafından müjdeli haber olarak verilecek.

Tabii bu şekliyle değil!

“12 Eylülde başımıza bela edilen Vize belasını da bu iktidar halletti” şeklindeki süslenmiş haliyle.

Kendimize yalan söylersek başkalarına nasıl inanacağız?