AB’NİN ÇÜK STANDARTI !

27 Eki 2013

Önce  balık tezgahlarımıza taktılar,

“Özel dizayn olacak, müşterinin eli balığa değmeyecek şekilde önü camla kapatılacak, şuradan , buradan sular akacak” dediler,

Hani AB ne üye olacağız ya !

Anında tezgahların önünü kapattık , şarıl , şarıl sular akıttık!

Balık tezgahlarımız AB’ne girdi ,

Biz dışarıda kaldık!

 

*

Kendileri domuz barsağından  yapılmış sucukları, sosisleri ve domuz paçalarını şapur , şupur götürürlerken,

Gelip güzelim Kokoreçimize laf ettiler!

“Bağırsaktan yemek mi olurmuş, mikrop üretirmiş” gibisinden burun büktüler.

“Mııım nar gibi kızarmış, üzerinde kekik, kırmızı biber, taze ekmek içinde, öff” diyecek olduk,

“Gıda kodeksimize uymaz AB bölgesinde satamazsınız” dediler,

Daha da ileri gittiler,

“AB ne üye olmak istiyorsanız , bok yemeyeceksiniz!”

AB’ne  üye olamadık ama kokoreçten olduk.

İşkembeye laf etmediklerine şükrettik!

 

                                                                                         ****

 

Gün geldi çocuklarımızın  “Çüklerine” kafayı taktılar,

“Mahkeme kararıyla , sünneti yasaklamaya” kalktılar.

Köln Mahkemesi, “Sünnet yaralama suçudur, AB alanında kabul göremez” deyince,

O zamana kadar pek varlığını görmediğimiz,

AB den sorumlu bakan ve Baş Müzakereci Egemen Bağış,

35 fasıla elini değdirmeden yıllarca  sakin sakin  kapı önünde beklerken,

Birden celallendi!

Anın da,  “Çüke “ el attı!

“Çükümüze dokunamazsınız, 35 fasıl bir yana, çük bir yana,  o en önemli servetimizdir” deyiverdi!

Almanlar çük’ü anladılar da servetle bir alaka kuramadılar.

Çük önemliydi !

Dini inanış gereği ucundan acük kesilse de,

Liderlerinin tüm servetleri  sünnet düğünlerinden gelen takılardan , altınlardan elde edildiğinden, bu konuda bastırılmalıydı!

Müzakereci bakan, uyanıklık yapıp yanına aynı konudan muzdarip Yahudi “Çük lobisini” de alınca,

Çük kardeşliği doğdu ve mesele halledildi.

 

                                                                                             ****

 

AB şimdi de milli içkimiz ayranla uğraşıyor.

“Canlı Bakteri  içeriyormuş, standartlarına uygun değilmiş!”

Aslında mesele yeni değil,

3 yıldır üzerinde çalışılıyor.

Ayrancı ülke olan biz ise  şiddetle savunuyoruz,

“Ayranda canlı bakteri olmazsa ayran olmaz” diyerek direniyoruz.

3 sene önce toplanan ayran komisyonu şimdi ülkemize bir heyet gönderdi,

Ayran fabrikalarını geziyorlar.

Standartlarında uygunluk arıyorlar.

Yoğurda itirazları yok ama ayrana takmış durumdalar.

Bakalım milli içkimiz ayranın bakteri işi ne olacak?

Hani olur da bir terslik olursa,

Bir yerlerden “Eyy Avrupa Birliğii, Avrupa Birliğiii seeen…” şeklinde bir efelenme gelebilir,

“Ayranımızı yedirmeyiz!” denilebilir.

Öyle ya ,

Boru değil bu, milli içki ayran !

 

                                                                                             ****

 

Bu Avrupalılar bir alem.

Türkiye’de kafayı taktıkları standartlara  bakın.

Hem bizi üye kabul etmiyorlar,

Hem de balık tezgahımıza, kokoreçimize, sünnetimize , ayranımıza takıyorlar.

Oysa ,

AB de demokrasi standardı da var,

İnsan hakları standardı da var,

35 fasıl  standart bazında  önlerinde duruyor,

Onlarda standart  arayıp müzakereye açtıkları yok.

Üstelik meydan boş bırakılmış,

Burada yedikleri her nanenin arkasına taktıkları bir “AB standartlarına uyum” süslemesiyle kafalarının  bir yerlerindeki gizli amaçlarında AB ni araç olarak kullananlar var.

Esas onları standarda  davet edeceklerine,

Tam üye olacaksan ,

-Demokrasi değerlerini göreyim,

-İnsan haklarına yaklaşımına bakayım,

-Gösteri ve yürüyüş özgürlüğün ne alemde?

-Basının , yazarların ne kadar özgür hele bir anlat!

-Kadın ve çocuk hakların ne kadar çağdaş?

-Hayvan  haklarına değer veriyor musun?

-Hukuk , adalet terazin adil tartıyor mu?

-Tahkim mahkemelerin ticari anlaşmazlıklarda yabancıları ne kadar koruyor?

-Ayrımcılığa , Irkçılığa bakışın nedir?

-İşçi hakları , sendikacılık nasıldır bilgi ver,

-Ekonomin güçlü mü , balon mu?

-Bana çevre duyarlılığını anlat! ,  diyeceklerine,

Gitmişler balık tezgahı , kokoreç, çük ve ayranla uğraşıyorlar!

 

*

Girmesek mi ne!